PROF.DR.GÜNAY’DAN, ‘İNOVASYON FELSEFESİ’

PROF.DR.GÜNAY’DAN, ‘İNOVASYON FELSEFESİ’

Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi ve YÖK Eski Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, konferans vermek üzere İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’ne konuk oldu.

İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Topluluğu ile Proje Genel Koordinatörlüğü’nün organizasyonu ile İKÇÜ’ye konuk olan Prof. Dr. Durmuş Günay, ‘İnovasyon Felsefesi’ başlıklı bir konferans verdi.

İnovasyona felsefe ile bakmak, inovasyon ile ilişkili kavramlar, teknoloji ve inovasyon ilişkisi, dijitalleşme: dijitalleşmeye felsefe ile bakmak başlıklarıyla konuşmacılara seslenen Prof.Dr.Günay’ı; Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Adnan Kaya, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Ertuğrul Deliktaş, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci takip etti.

“İnovasyon felsefesi de akıl yürütmeye dayanır.”

“İnovasyon konusunda, öncelikli amacımızın bu ülke için ‘yüksek vasıflı iş gücü’ yetiştirmek olduğunu söyleyebilirim” diye konuşan Prof.Dr.Günay, inovasyon felsefesinin felsefe alanının tüm dalları gibi, mantıklı bir akıl yürütmeye dayandığını ifade etti.

 Prof.Dr.Günay,  “Ahlak felsefesini ele alalım; birçok filozof farklı varsayımlar üzerinden farklı ahlak tanımları yapmıştır. Ancak varsayımları farklı olsa da, temel dayanakları mantıklı gerekçeler sunmaktır. Aynı şey örneğin bilim felsefesi için de geçerlidir. Bizim düşünce yapılarımızı düşündüğümüzde; tüm düşünce yapımızın aksiyomlara çıktığını görürüz. Aksiyom, kanıta gerek duymadan kabul ettiğimiz önermelerdir. Her bir düşünce, bu aksiyomlara dayanır. Bilim de hipotezden başlar. Hipotezin nasıl kurulduğuna dair bir yöntem yoktur. Bu nedenledir ki, şiir yazmanın, bir şey icat etmenin birer tarifleri yoktur. Bunlar düşünceler yoluyla bize gelir; aranması halinde bulunur fakat her arayan da bulamayabilir.” dedi.

“Teknolojik gelişmeler değişkenlik gösterir.”

“ Hiçbir sorunun reçetelendirilmiş bir çözümü yoktur. Çünkü zaman değiştikçe, çözüm olarak görülen şey çözümsüzlüğe yol açabilir.” diyerek geçmişin çözümlerinin şimdinin problemi olabileceğini vurgulayan Prof.Dr. Günay şöyle devam etti: “ Örneğin hayatın değişen ve değişmeyen tarafları var. Her dinde kabul görmüş ortak değerleri; ya da her kültürde ortak doğruları/yanlışları değişmeyen taraflar olarak düşünebiliriz. Hayatın bir de değişen tarafları vardır. Özellikle teknolojik gelişmeleri örnek olarak düşünebiliriz. Günlük hayatta kullandığımız teknolojik araçlar sürekli değişiyor; beraberinde ekonominin birçok unsuru değişim gösteriyor.”

“İnovasyonu rekabet sözcüğü ile sıkça kullanırız.”

İnovasyon kavramını da irdeleyen Prof.Dr.Günay, bu kavramın artık rekabet sözcüğü ile kullanıldığını ifade etti. Prof.Dr.Günay, “Kelimeleri kavramların kapları gibi düşünebiliriz. Aynı kaba, yani sözcüğe, farklı kavramlar doldurabiliriz. İnovasyonun da öyle bir tarafı var. Yani terminoloji olarak aynı kalan fakat içeriği sürekli değişen bir terim. İnovasyon kavramını günümüzde bir ülkenin gücünden bahsederken kullanıyoruz. Bu kavramla birlikte rekabet sözcüğünü de sıkça kullanırız. Aslında rekabet ortamı, çatışmaya ve beraberinde çeşitli zararlı sonuçlara yol açabilen bir ortamdır. Rekabet gücünü açıklarken inovasyon kapasitesinden bahsetmek zorundayız. Çünkü günümüzde bir ülkenin gücü inovasyon ile görünür/ölçülür olmuştur.” diye konuştu.

“İnovasyon felsefesinin anlaşılması için tarihten bahsedilmesi gerekli.”

Felsefedeki üç “var olan”dan bahseden Prof.Dr.Günay, inovasyon felsefesinin anlaşılması için tarihten bahsedilmesi gerektiğini kaydetti.  Prof.Dr.Günay, “19. yüzyıla kadar tüm bilimler felsefenin içerisinde yer alırken, 19. yüzyılda tüm bilimler bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Bu tarihten önceki tüm bilimler, kendine özgü yöntemlerini geliştirip kendi alanlarının diğerlerinden belirgin şekilde ayrılmasını hedeflemiştir. Bunu yaparlarken, birçok akıl yürütme ve yöntemlerden ve varsayımlardan da zamanla vazgeçilmiş; yeni doğrulara ulaşılmıştır. Evren tasarımları kendinden önceki düşüncelerden gitgide farklılaşıyor. Karşılaştırmalı bir örnek üzerinden gitmek gerekirse, Kopernik öncesinde Güneş’in Dünya’nın etrafında döndüğüne inanılırken Kopernik 1543’te Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü keşfederek hayal edilen evren tasarımındaki paradigmayı değiştirmiştir. Aynı şeyi kurumlar ve bireyler karşılaştırması ile düşünürsek, bireylerin kurum ve firmaların etrafında döndüğü varsayılırken aksine değer yaratmanın merkezinde bireylerin olduğu görülmüştür. Başta kurduğumuz “Hayat bir problem çözme sürecidir” cümlesine dönecek olursak, hayatın problemsiz sürdürülemeyeceğini söyleyebiliriz. Çünkü karşımıza çıkan her problem, her ne kadar bir şeyleri zorlaştırsa da, hayatiyetimizi sürdürmek için birer imkândır. İnovasyon sözcüğü, toplumsal, kültürel ve idari ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılması anlamına gelmektedir. Teknolojinin büyük hızda geliştiği, her şeyin hızla değiştiği günümüzde, bu yeniliklere uygun olarak yeni yöntemlerin geliştirilmesi oldukça zaruridir. Hocaları ve öğrencileri düşünelim: Öğrenciler yaşları gereği dijital yerliler iken bizler dijital göçmenleriz. Bu kavramlar bize şunları anlatır; yaşları gereği çocukluk çağından itibaren dijital teknolojileri kullanan, dijital teknolojilere doğal olarak adapte olan kuşak ile dijital yerlileri; dijital teknolojilerle ilerleyen yaşlarında tanışan ve çoğu zaman teknolojik gelişmelere zor adapte olan kuşak dijital göçmen kuşağıdır. Bir dijital göçmen olan bir üniversite hocasının, aktif ve etkili bir şekilde ders verebilmesi için, dijital çağın teknolojilerini öğrenmesi ve öğretme biçimlerinde yeni yöntemler denemesi gerekir. Bu örnek te görüldüğü gibi inovasyon, eğitim açısından son derece büyük bir öneme sahiptir. Öğrenmenin kaynağı kendisindedir; yeni yöntemleri öğrenmeye açık olmayan kişi öğretemez.” şeklinde konuştu

“Farklı olanı teşvik etmek lazım.”

İnovasyon felsefesini anlatırken mutlaka anılması gerek bir diğer kavramın ise farklılaşma ve farklı olanı teşvik etmek olduğunu ifade eden Prof.Dr.Günay, iş hayatında da en önemli şeyin farklılaşma olduğunu vurguladı. Prof.Dr.Günay, “ İş hayatında yanlış yapan bir kişi, farklı bir şey denediği için takdir görmelidir. Çünkü hata yapmamak adına aynı şeyleri yapmak aslında hiçbir şey yapmamak demektir. Bir diğer önemli kavram da hakikate ulaşmaktadır. Bunun için de uzun yıllar boyunca emek vermek, çalışmak, düşünmek, yeni düşünme biçimleri oluşturmak gerekmektedir. Çünkü hakikate ulaşma çabası felsefenin temel çabalarındandır; bu çaba olmadan doğru düşünme biçimine ulaşamayız.” dedi.



HABER İLE İLGİLİ RESİMLER

Başa Dön